Perspektif

Britanya Başbakanı Starmer’ın istifası: İşçi Partisi’nin batan gemisinde koltuk değişikliği

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 22 Haziran 2026 Pazartesi günü Londra’da, 10 Downing Street’in önünde basına açıklama yaparak istifasını duyurdu. [AP Photo/Kin Cheung]

Keir Starmer, pazartesi günü Britanya başbakanlığından ve İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini duyurarak, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın kendisinin yerine geçmesinin önünü açtı.

Starmer’ın istifası, İşçi Partisi hükümetini çöküşten kurtarmak ve böylece kemer sıkma ile savaştan oluşan sağcı programının sürdürülüp hızlandırılabilmesi için, Britanya’nın egemen sınıfı tarafından talep edildi.

Starmer’ın başarısız başbakanlığı, Avrupa hükümetleri ve uluslararası alanda büyük bir kaygıya yol açacak. Ne Fransa’da Emmanuel Macron ne de Almanya’da Friedrich Merz daha fazla halk desteğine sahip; yine de bu ikisi, durum ne olursa olsun, aynı gündemi sürdürmekle görevlendirilmiş durumda.

Bununla birlikte, Starmer’ın kaderini belirleyen şey, popülerliğini yitirmesi değildi; egemen sınıfın, onun stratejik hedefleri gerçekleştirmek için artık güvenilemeyeceğine karar vermesiydi.

Starmer, son on yılda Britanya’nın altıncı başbakanı. Egemen sınıfın büyük bölümünün 2024 seçimlerinde Starmer’a ve İşçi Partisi’ne verdiği desteğin, Britanya kapitalizmini 2016’da Avrupa Birliği’nden çıkışından bu yana sarsan sorunlara bir çözüm sağlaması bekleniyordu.

David Cameron’ın “Brexit” referandumunun hemen ardından istifa etmesiyle birlikte, iktidardaki Muhafazakâr Parti giderek derinleşen bir çöküşe sürüklendi; önce Theresa May’i, ardından Boris Johnson’ı, Liz Truss’ı (Britanya tarihinin en kısa süre görev yapan başbakanı) ve son olarak Rishi Sunak’ı tüketti. Gerileyen ekonomik koşulların yanı sıra istikrarsız ticari ve diplomatik ilişkiler, büyük sermayenin kendi geleneksel temsilcilerine yönelik tutumunu olumsuza çevirdi.

Bankalara ve şirketlere istikrar sağlayamayan Muhafazakârlar, aynı zamanda 2022-23’te büyük bir grev dalgası halinde patlak veren halk muhalefetini de körüklüyordu. Hükümet; yaşam standartlarını tahrip etmesi, COVID pandemisi sırasında en grotesk biçimlerine ulaşan apaçık yozlaşmışlığı, pandemi boyunca sürdürdüğü toplumsal açıdan cinayet niteliğindeki sürü bağışıklığı politikası ve İsrail’in Gazze’deki soykırımına verdiği destek nedeniyle nefretle anılıyordu.

Ne var ki, tek geçerli alternatif olan İşçi Partisi, 2015-2020 yılları arasında Jeremy Corbyn’in elindeydi: Corbyn, emperyalizm ve toplumsal eşitsizlik üzerine dile getirdiği ılımlı itirazların, işçi sınıfında denetleyemeyeceği beklentiler uyandırması tehlikesi nedeniyle, egemen sınıf açısından kabul edilemez bir başbakandı.

Corbyn’in ve müttefiklerinin tam teslimiyeti sayesinde “sol”un bozguna uğratılmasını tamamlayan Starmer, çözüm olarak öne sürüldü. Ardından, kriz içindeki Muhafazakârlarınkinden ayırt edilemeyen bir İşçi Partisi programı oluşturdu.

En önemlisi de Britanya’nın NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü savaştaki rolünü ileriye taşımak ve Donald Trump’ın seçilmesinin ardından zedelenen ABD-Britanya ilişkilerini onarmakla görevlendirilmişti. 2024 seçimlerine; İşçi Partisi’ni “NATO partisi” ve Siyonizm partisi ilan ederek, Rusya karşıtı duyguları körükleyerek, Trump’la ilişkileri düzeltme sözü vererek, İsrail’in Gazze’deki soykırımını destekleyerek ve “Demir Maliye Bakanı” Rachel Reeves güvencesindeki mali sorumluluk taahhüdüyle girdi.

Starmer, istifa konuşmasında bu siciline değinerek, “siyasi, mali ve ahlaki açıdan iflas etmiş bir İşçi Partisi devraldığı” ve ardından partisinin “antisemitizm zehrini söküp attığı, ekonomi, savunma ve ulusal güvenlik konusunda güveni yeniden tesis ettiği ve bir kez daha ulusal bayrağımızın karşısında değil, gururla yanında duran bir parti haline geldiği” ile övündü.

Ne var ki Starmer, bir yandan İşçi Partisi’nin yönetme kapasitesini koruyup öte yandan burjuvazinin taleplerini karşılayamayacağını kanıtladı. Neredeyse tümüyle, Muhafazakârlara verilen desteğin çökmesi sayesinde ezici bir çoğunlukla seçilmiş olsa da İşçi Partisi aslında Britanya tarihinde çoğunluk hükümeti kuran herhangi bir partinin elde ettiği en düşük oy oranını almıştı. Starmer ne kadar uğraşırsa uğraşsın, burjuva efendilerini sürekli hayal kırıklığına uğratırken, uzun vadede hükümetinin varlığını tehdit edecek tarihsel bir halk desteği düşüşü yaşadı.

Trump’ı yatıştırma çabaları, özellikle Peter Mandelson’ı ABD Büyükelçisi olarak ataması, hükümetini doğrudan Epstein skandalının içine çekerek siyasi bir felakete yol açtı. Dahası, ABD ile Avrupa arasındaki gerilimler tırmanırken Starmer, ABD ile kayda değer bir ticaret anlaşması yapamadığı gibi, kıtadaki olası müttefiklerini de kendisine yabancılaştırdı. Britanya’nın ekonomik sorunları büyüdükçe, sosyal yardımlardaki kesintiler ve askeri harcamaların 2035’ten önce GSYİH’nin yüzde 3,5’ine çıkarılması talepleri karşısında defalarca duraksadı.

Starmer’ın düşüşü, soldan değil, sağdan gelen muhalefet eliyle yapıldı.

Büyük ölçüde Elon Musk gibi oligarklar tarafından finanse edilen ve Trump yönetimince desteklenen devasa bir kampanya, Nigel Farage’ın Reform UK’inin İşçi Partisi hükümetine karşı başlıca rakip ve daha geniş bir aşırı sağ hareketin merkez üssü olarak ortaya çıkması anlamına geliyordu; bütün bunlar, İşçi Partisi’nin kendi milliyetçi, göçmen karşıtı gündemiyle körükleniyordu. Bu durum, İşçi Partisi’nin bu mayıs ayında, başta Reform UK karşısında olmak üzere, ağır yerel seçim yenilgileri almasına yol açtı.

Bu arada, medyanın geniş kesimlerince desteklenen üst düzey ordu mensupları, askeri harcamaları yeterince hızlı artırmaması nedeniyle Starmer’a karşı defalarca sert eleştiriler yönelttiler.

Önce Sağlık Bakanı Wes Streeting’in, ardından Savunma Bakanı John Healey’nin istifasıyla başlayan üst düzey kabine istifaları, bir liderlik yarışına zemin hazırladı. Ancak egemen çevrelerde çok az kişi İşçi Partisi hükümetinin tümüyle düşmesini istiyordu.

Reform UK’e siyasi olarak güvenilmiyor. Reform UK, Muhafazakârlarla birlikte, Britanya emperyalizminin stratejik çıkarlarına giderek zararlı görülen, yüksek sesle savunulan bir Brexit yanlısı gündemi paylaşıyor. Yakın tarihli bir araştırma; Britanya ekonomisinin, ABD ile olan hayati ilişkisini tahrip eden ve ülkeyi Avrupa pazarlarına ve askeri ittifaklarına daha bağımlı hale getiren ticari ve askeri çatışmaların ortasında, Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından, aksi takdirde olacağından yüzde 6-8 küçülmüştür.

Starmer’ı küçük düşürmeye yönelik son bir çabayla Trump, dün gece şu paylaşımı yaptı: “Keir Starmer, Birleşik Krallık Başbakanlığından istifa edecek. İki çok önemli konuda — GÖÇ VE ENERJİ (KUZEY DENİZİ PETROLÜNÜ AÇIN!) — fena halde başarısız oldu. Kendisine iyi şanslar dilerim!”

Egemen sınıfın bu noktada gerekli gördüğü şey, yeni bir hükümet değil, yeni bir başbakandır. Streeting’in NHS’e (Ulusal Sağlık Sistemi) yönelik saldırıları ve Mandelson’la yakın ilişkisi göz önüne alındığında, partinin en pervasız Blairci sağ kanadı dışında hiç kimse onun Starmer’ın yerine geçebileceğine inanmıyordu. Bu nedenle, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ı yeniden parlamentoya getirmek için bir kampanya başlatıldı. Burnham; kusursuz bir Blairci sicile sahip olan —2015 İşçi Partisi liderlik yarışında Corbyn’in epeyce gerisinde ikinci gelen— ama 2017’den bu yana Westminster’dan uzakta olan biridir.

Burnham, cuma sabahı Makerfield ara seçiminde açık ara bir zafer kazandığında, Starmer’ın işi bitmişti. Streeting, Burnham’a karşı aday olmayacağını ve kendi fikirlerine “onun liderliği altında bir yer olduğuna ikna olduğunu” açıkladı. Bu durum, bir liderlik yarışından kaçınılarak, Burnham’a daha temmuz ayında resmen “taç giydirilmesinin” önünü açıyor. İşçi Partisi sol kanadı denilenler, daha önce aday göstermeyeceklerini açıkça belirterek bu taç giyme törenini onayladılar.

Her ülkede olduğu gibi, egemen sınıfın manevralarını kolaylaştırmadaki kilit rol, işçi sınıfının mücadelelerini denetim altında tutan resmi “sol” tarafından oynanıyor. Britanya’da, Muhafazakâr hükümete karşı patlak veren büyük grevleri bastıran ve onlara ihanet eden Corbynciler ile sendika bürokrasisi, Starmer’ın İşçi Partisi’ne karşı işçi sınıfına dayalı sosyalist bir muhalefetin gelişmesini engellemeye çalıştılar.

Corbynci milletvekillerinin çoğu İşçi Partisi’ne sadık kalırken, Corbyn ihraç edilmesinin ardından yeni bir sol parti kurmaya yönelik tüm girişimleri reddetti. Bir alternatif talebi göz ardı edilemez hale geldiğinde, Corbyn “Sizin Partiniz”in (Your Party) liderliğini üstlenmeyi kabul etti ve sahte sol tarafından desteklendi; ancak bunu, partinin başlangıçtaki 800 bin destekçisini, örgüt artık yalnızca isimden ibaret kalacak noktaya gelene dek sistematik biçimde dağıtmak için yaptı.

Burnham’ın Makerfield’daki sandalye için yürüttüğü kampanyaya neredeyse tüm İşçi Partisi milletvekilleri katıldı; kampanya, Reform UK’ye oy verilmesine karşı çalışan sahte solun fiili desteğine ve gerçek bir kampanya yürütmeyip seçmenlerini İşçi Partisi’ne yönlendiren Zack Polanski’nin Yeşil Partisi’nin yardımına sahipti.

Bu güçler, Burnham’a yönelttikleri eleştiriler ne olursa olsun, onu İşçi Partisi’nin sözde halk baskısı altında attığı bir “sola adım” olarak sunma gibi paha biçilmez bir hizmette bulundular. Corbyn’in en önemli müttefiki John McDonnell da Burnham’a Corbyn’in İşçi Partisi’ne geri kabul edilmesi için derhal çağrıda bulundu.

Burnham’a dair tüm yanılsamalar hızla açığa çıkacak. Burnham, daha göreve gelmeden, yalnızca bir “Starmer’ı sürdürme” adayı olmakla kalmayıp, Starmer’a sağdan yöneltilen her eleştiriye yanıt vermeye hazır biri olduğunu açıkça ortaya koydu.

40 yıllık neoliberal uzlaşmayı sona erdirmeye dair kampanya vaatleri; kendisinin sosyal yardımları kesme konusunda “çekincesi olmadığını” ilan etmesiyle, savunmaya daha fazla harcama yapmaya istekli olduğunu göstermesiyle ve BBC’ye göç hakkında “Farage’ın söylediklerine katılıyorum; yapmamız gereken şey, yeniden bir düzen anlayışına dönmek” demesiyle bir kenara atıldı.

Sosyalist Eşitlik Partisi (Britanya), 14 Mayıs tarihli bir perspektif yazısında, Starmer hükümetinin “İran’daki savaşın yarattığı şok dalgaları ve Başkan Donald Trump’ın ABD ile Britanya arasındaki ‘özel ilişki’yi havaya uçurması nedeniyle alabora olduğunu” ve devasa bir silahlanma hamlesine yönelik talepler ile “işçi sınıfı ailelerini sıkıştıran ve sanayiyi hırpalayan acımasız bir fiyat şoku” arasında “gittikçe sıkılaşan bir mengeneye yakalandığını” açıklamıştı.

Orada şu uyarıda bulunmuştuk: “Bir kez daha, Starmer hükümetine yönelik derinleşen halk nefreti ve hükümetin hızla çöken desteği ortamında, İşçi Partisi ‘solu’, krizin tamamen darmadağın olmuş bir grup sağcı Blairci arasında çözülmesinin önünü açmada belirleyici rol oynuyor.”

Onlar ve onları savunanlar sayesinde, “Britanya kapitalist sınıfının yaşadığı her iktidar krizinde, sınıfın küresel konumu zayıfladıkça, uluslararası mali sermayenin dayatmaları ve militarizmin gereklilikleri kendilerini giderek daha doğrudan ve çıplak biçimde dayattı.”

Şunu ısrarla vurguladık:

İşçi Partisi bu güçlerin basıncı altında değildir sadece. Bu parti, eski işçi sınıfı tabanıyla kalan her türlü bağını kopararak, bütün benliğiyle, şirketlerin ve mali oligarşinin siyasi bir aracı haline gelmiştir…

İki yıldan kısa bir sürede, Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin onun seçildiği günkü değerlendirmesini tümüyle doğrulamıştır: “Britanya işçi sınıfıyla çarpışma rotasında olan bir İşçi Partisi hükümetinin başına” “yeni bir gerici canavar” getirildi.

Starmer’ın yerini yakında Burnham’ın alacak olmasına rağmen, o çarpışma geliyor. İşçi sınıfının karşı karşıya olduğu temel mesele, “sol” ve sağ kanadıyla bütün İşçi Partisi’ne ve sendika bürokrasisine karşı yeni, sosyalist bir siyasi önderlik geliştirme mücadelesidir. Savaşa doğru gidişe, yaşam standartlarının yok edilmesine ve aşırı sağın yükselişine yalnızca bu çözüm olabilir.

Loading