Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, 21 Temmuz Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaptığı son grup toplantısı konuşmasında, milletvekilleriyle birlikte yeni bir parti kuracaklarını resmen açıkladı.
Toplantıyı 135 CHP’li milletvekilinden en az 80’i ve 81 ilin 74’ünün seçilmiş il başkanları izledi. Yeni partinin kuruluş dilekçesinin önümüzdeki günlerde İçişleri Bakanlığı’na verilmesi bekleniyor. Böylece, 21 Mayıs’ta bir mahkemenin yetki sınırlarını aşan bir “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin seçilmiş yönetimini devirmesinden ve eski Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini geri getirmesinden bu yana ana muhalefet partisinde var olan fiili bölünme resmileşmiş olacak.
CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil onlarca belediye başkanını ve yönetimini siyasi güdümlü bir yargı operasyonuyla hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu önleyici darbe yoluyla ilk seçimde olası bir yenilgiyi önlemeye çalışıyor. Buna karşın anketlerde Özel’in yeni partisinin ve İmamoğlu’nun ilk sırada görünmesi, nüfusun geniş kesimlerinin bu polis devleti baskısına tepkisini ifade ediyor.
Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün partisi olan CHP’ye yönelik baskı ve partideki bölünme, Türkiye’de ve uluslararası ölçekte, çok daha geniş kapsamlı bir egemenlik krizinin ifadesidir. Sürece yön veren, Erdoğan’ın kendi iktidarını koruma hesaplarının ötesinde, artan uluslararası ve sınıfsal gerilimlerin ortasında egemen sınıfın iktidarını sağlamlaştırma dürtüsüdür.
ABD ve NATO müttefiki olarak Türkiye, hem Ukrayna’da Rusya’ya karşı tırmanan savaşın hem de ABD-İsrail’in İran’a karşı canice savaşının girdabına çekiliyor. Aynı anda büyüyen bir geçim sıkıntısı ve kemer sıkma saldırısı altında olan işçi sınıfının giderek artan bir direnişi söz konusu. Bir bütün olarak egemen sınıfın bu yanıtı, militarizmin ve polis devleti inşasının tırmandırılmasıdır. Bu, aynı zamanda, seçme ve seçilme hakkı, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel demokratik haklara yönelik, nihai hedefinde işçi sınıfının bulunduğu kapsamlı bir saldırının parçasıdır.
Özel, konuşmasında, yeni partinin Meclisteki ana muhalefet partisi olacağını ve ilk seçimde iktidara geleceğini ilan etti. CHP üyelerinin ve seçmenlerinin seçilmiş yönetime yönelik büyük desteğine rağmen mahkemenin hukuksuz kararını kabullenen Özel, CHP’yi terk etseler de partinin tarihsel mirasının, meşruiyetinin ve yetkisinin kendilerinde olduğunu ileri sürdü.
Özel, Kılıçdaroğlu’na, genel başkanın yaklaşık iki milyon üyenin katılacağı bir seçimle belirlenmesi çağrısında bulunarak meydan okumuştu; böyle bir seçimde yüzde 90’ın altında oy alırsa görevi bırakacağını söylemişti. İmamoğlu başta olmak üzere tutuklu belediye başkanlarını yalnız bırakmayacaklarını söyleyen Özel, “sosyal demokratlardan muhafazakâr ve milliyetçi demokratlara” uzanan bir “Türkiye İttifakı” çatısı altında birleşme çağrısı yaptı.
Bölünmeye varan süreç, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP karşısında yenilgiye uğramasının ardından başladı. CHP’nin 47 yıl sonra ilk kez birinci çıktığı bu seçimlerin ardından hükümet, bir yargı operasyonu yoluyla CHP’yi sindirmeye ve etkisiz hale getirmeye girişti.
Anketlerde Erdoğan’ın önünde çıkan İmamoğlu, siyasi güdümlü bir soruşturmayla tutuklandı; o zamandan beri 20’yi aşkın CHP’li belediye başkanı ve yüzlerce belediye yöneticisi hapse atıldı. Eylül 2025’te CHP İstanbul il yönetimine kayyım atandı. Anayasaya göre parti kongreleri konusunda yetki Yüksek Seçim Kurulu’nda olmasına rağmen, 21 Mayıs 2026’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi CHP’nin önceki kurultayları hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Bu hukuk dışı karar, Ankara’daki CHP genel merkezinin polis zoruyla ele geçirilmesiyle uygulandı.
Anayasayı ve yasaları çiğneyen bu operasyona Özel, etkisiz hukuki itirazlarla ve parti içi mücadeleyle yanıt vermeye çalıştı. Özel yönetimi tarafından olağanüstü bir kurultay için gereken sayının çok üzerinde, 1.040 delegenin imzası toplandı; Özel’e göre bu delegelerin yaklaşık 500’ü, 2023’te Kılıçdaroğlu’na oy vermiş delegelerdi. Buna karşın Kılıçdaroğlu, mahkemenin tedbir kararını gerekçe göstererek kurultay yapmamakta diretti.
Kılıçdaroğlu yönetimi bununla da kalmayarak Özel’i destekleyen seçilmiş il başkanlarını, kadın ve gençlik kolları yöneticilerini görevden aldı; milletvekilleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri hakkında ihraç süreçleri başlatarak Özel ekibini tasfiyeye girişti.
CHP’deki resmi bölünme, uluslararası basında da geniş yankı buldu. Reuters, bölünmeyi Erdoğan’ın rakiplerinin karşı karşıya olduğu zorlukları derinleştiren bir gelişme olarak niteledi. Ajans ayrıca parlamentoda yeni parti dağılımının, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gereken erken seçim kararını etkileyebileceğini belirtti. Anayasada “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir,” diye belirtilmesine karşın Erdoğan şu anda üçüncü döneminde ve 2028’de dördüncü kez aday olmaya hazırlanıyor.
Financial Times, Özel’in yeni parti girişimini Türkiye siyasetini yeniden şekillendirebilecek “cesur bir hamle” olarak tanımladı; gazete, yeni partinin parçalanmış muhalefeti birleştirebileceğini, hoşnutsuz seçmenleri harekete geçirebileceğini ve son anketlerde AKP’nin önünde göründüğünü yazdı. Deutsche Welle ise gelişmeyi CHP’de “tarihi bir kopuş” olarak değerlendirdi.
CHP’deki bölünmenin önemi yadsınamaz ancak Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Özel arasında ana yönelim açısından ilkesel bir farklılık bulunmamaktadır. Onların her biri, emperyalizme, ABD-NATO askeri-stratejik ittifakına derinden bağlı bir egemen sınıfın siyasi temsilcileridir.
Kılıçdaroğlu 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın karşısına daha NATO yanlısı ve göçmen karşıtı sağcı bir programla çıkmıştı. O dönem hem Kürt milliyetçi hareketi hem de Stalinist, Pablocu ve sahte sol siyasi eğilimler bu gerici kampanyaya rağmen Kılıçdaroğlu’nun arkasına dizildiler. Şimdi Kılıçdaroğlu, bir yargı darbesiyle döndüğü CHP’de Erdoğan’ın tercih ettiği genel başkandır.
Özel’in yeni partisi de bu emperyalizm yanlısı ve işçi sınıfı karşıtı gelenekten bir kopuşu değil ama onunla bir sürekliliği ifade edecektir. Bizzat Özel, Trump’a yönelik eleştirileri ve “emekçi dostu” söylemleri ne olursa olsun, kısa süre önce ABD’deki Newsweek ve Britanya’daki Financial Times’a yazdığı makalelerle uluslararası mali sermayeye ve NATO’ya bunun güvencesini vermeye çalışmış ve onları dostça uyarmıştır: Eğer kendisini desteklemezlerse ve Erdoğan’ın diktatörce adımlarını durdurmazlarsa Türkiye’de meydana gelecek bir toplumsal patlama o ülkelerin egemen sınıflarını da sarsacaktır.
İşçi sınıfının, savaşı, kemer sıkmayı ve diktatörlüğü doğuran bu krize yanıtı, egemen sınıfın emperyalizm yanlısı şu ya da bu hizbini desteklemek değil, onlardan ve arkalarındaki sahte sol gruplarından bilinçli bir şekilde kopmak ve iktidarı almayı ve sosyalist önlemleri hayatı geçirmeyi hedefleyen kendi devrimci çözümünü öne sürmek için kendi partisini inşa etmek olmalıdır. Bu parti, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Türkiye şubesi olan Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal’dir.
Daha fazlasını okuyun
- CHP lideri Özgür Özel’in Newsweek makalesi: Demokratik haklar için ve emperyalizme karşı mücadele nasıl verilir?
- Erdoğan’ın CHP’ye yönelik önleyici darbesinin uluslararası önemi
- CHP kurultaylarına yönelik mutlak butlan kararı ve sosyalist perspektif
- Türkiye’deki kriz ve devrimci önderlik uğruna mücadele
