Minab’daki okulda Tomahawk füzesiyle 160 İranlı kız çocuğunu katleden ABD ordusuydu

Geçen hafta sonu ortaya çıkan analizler ve video kanıtlar, Şecaretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na yönelik hava saldırısının ABD ordusu tarafından düzenlendiğini ortaya koydu. 28 Şubat’ta yapılan saldırıyla yaşları 7 ile 12 arasında değişen 160’tan fazla kız çocuğu katledilmişti.

Minab’daki kız okulu, İran’ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletinde, Basra Körfezi kıyısına yakın bir konumda bulunuyor. Okul, art arda gelen patlamalarla yerle bir edildi; hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun cenazeleri paramparça olduğu için kimlik tespiti yalnızca DNA analiziyle mümkün olabildi. Görüntülerde, çöken katların altında kısmen gömülü kalmış cesetler ve vücut parçalarının yanı sıra ortalığa saçılmış okul çantaları, defterler ve toz içindeki ders kitapları görülüyordu.

ABD-İsrail bombardımanı, İran’da haftanın ilk iş günü olan 28 Şubat Cumartesi sabahı başladığında, okul sabah derslerini sürdürmekteydi. İran yetkilileri ve yerel yetkililer, bazı tanıklıklarda “üçlü vuruş” olarak da nitelendirilen bu saldırıda bölgeye üç füzenin isabet ettiğini bildirdi.

Uluslararası medyada yer alan İran hükümeti verilerine göre saldırıda aralarında en az 160 ila 170 çocuk ile bir düzineden fazla öğretmen ve çalışanın da bulunduğu 168 ila 180 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırı, savaşın sivil kayıplar açısından en ölümcül eylemi olma özelliğini taşımaktadır. İki katlı binanın çatısı ve duvarlarının çökmesiyle birlikte onlarca, muhtemelen yüzü aşkın kişi yaralandı; yaralıların büyük bölümü ağır patlama ve şarapnel yaraları, yanıklar ve enkaz altında kalmanın yol açtığı ezilme yaralanmalarıyla hastaneye kaldırıldı.

Okul binası, daha önce askeri amaçlarla kullanılan ve sonradan kız ilkokuluna dönüştürülmüş bir tesiste yer almaktaydı. Bina, İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’na (İDMO) bağlı bir deniz tugayı karargâhını da barındıran Seyyidü’ş-Şüheda askeri kompleksine yalnızca birkaç yüz metre uzaklıktaydı.

İran’daki öğretmen sendikaları, hava saldırılarına ilişkin ilk haberlerin gelmesinin ardından okul yönetiminin okulun boşaltılması ve velilerin çocuklarını almak üzere çağrılması kararı aldığını belirttiler. Ancak bu duyurunun yapılmasıyla füzelerin hedefe ulaşması arasındaki süre o denli kısaydı ki birçok aile henüz okula ulaşamamıştı.

Saldırının ardından çekilen video ve fotoğraflarda moloz yığınları, beton tozu altına gömülmüş sıralar ve okul çantaları ile Minab’da düzenlenen toplu cenaze törenlerinde sıralı küçük tabutlar görüldü. Bazı sınıflardaki tüm çocuklar ölmüştür. Çocukların isimleri yerel camilerin duvarlarına yapıştırılmış listelerde yer alıyor.

İran’ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan ve okul yakınındaki bir inşaat alanından çekilen kısa bir video, geniş çevrelerde dolaşıma girdi ve birden fazla soruşturma ekibi tarafından bağımsız olarak doğrulandı. Görüntüler, Minab yakınlarındaki İDMO deniz tesisine doğru uzanan sanayi bölgesinin panoramik bir çekimiyle açılıyor; ardından alçaktan ve hızla ilerleyen bir cisim kameraya takılıyor ve üssün içinde dev bir ateş topu oluşturarak patlıyor; şok dalgası ve enkaz havaya savruluyor. Kamera son saniyelerde sağa yöneldiğinde, Şecaretü’t-Tayyibe Okulu’nun bulunduğu yönden zaten yanmakta olan binadan yükselen kara duman bulutu görülüyor; bu görüntü, en az bir önceki saldırının doğrudan okul kompleksine isabet ettiğine ya da okul üzerinde infilak ettiğine işaret ediyor.

Bellingcat, CNN, BBC Verify ve diğer kuruluşlardan silah uzmanları, fırlatılan cismin boyutlarının, uçuş profilinin ve hedefe çarpış şeklinin ABD yapımı BGM/UGM-109 Tomahawk Kara Saldırı Füzesi ile örtüştüğü sonucuna vardılar.

Sonradan elde edilen uydu görüntüleri hem okul hem de bitişik askeri üs içinde ve çevresinde birden fazla çarpma krateri ile yanık izini ortaya koydu; bu durum, bölgenin ABD’nin güneye yönelik saldırılarının ilk dalgasında birden fazla kez vurulduğunu doğruluyordu.

Büyük medya kuruluşları yayımladıkları analizlerde, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, okulun bilinen sivil bir tesise bitişik bulunan, önceden planlanmış bir hedefe yönelik ABD Tomahawk saldırısıyla yıkıldığını örtük biçimde kabul eder nitelikte sonuçlara ulaştılar.

  • New York Times, Mehr videosunu doğrulayarak bu çatışmada sadece ABD tarafından kullanılan türden bir Tomahawk seyir füzesinin 28 Şubat’ta Minab’daki İDMO deniz tesisine isabet ettiği sonucuna vardı. Gazete, görüntülerin ve mühimmat analizinin Başkan Donald Trump’ın okuldaki patlamadan İran’ı sorumlu tutan iddialarıyla çeliştiğini aktardı.
  • CNN, uydu görüntülerini, coğrafi konumlandırılmış videoları, ABD ordusu açıklamalarını ve uzman ifadelerini bir araya getirerek ABD ordusunun ilkokulu tahrip eden ve çok sayıda çocuğun ölümüne yol açan saldırıdan “büyük olasılıkla sorumlu” olduğu sonucuna ulaştı. CNN, Minab’daki İDMO üssünün savaşın ilk saatlerinde vurulması “önceden planlanmış hedefler” arasında yer aldığını ve ABD kuvvetlerinin güney İran’daki askeri tesisleri vurduğunu kabul ettiğini aktardı.
  • BBC Verify / BBC News, okul yanındaki askeri üsse çarpan Tomahawk füzesini gösteren videoyu doğrulayarak söz konusu alana bir ABD füzesinin isabet ettiğini açıkladı. BBC hem okul hem de yakın çevresindeki İDMO tesislerinde aynı anda ya da art arda gerçekleşen çok sayıda çarpma ve yanık izini ortaya koyan uydu analizini kamuoyuyla paylaştı; bu bulgular, bizzat okulun birden fazla kez doğrudan vurulduğunu göstermektedir.
  • The Guardian, açık kaynak ve uzman değerlendirmelerine dayanarak videodaki silahın ABD Tomahawk’ıyla örtüştüğünü ve çatışmada yer alan başka hiçbir tarafın bu sisteme sahip olmadığını aktardı. Gazete, yeni görüntülerin “ABD sorumluluğuna işaret eden kanıtlar bütününü güçlendirdiğini” ve Trump’ın Minab katliamını İran’a yıkma girişimlerini doğrudan çürüttüğünü yazdı.
  • Reuters, ABD ordusu kaynaklarına dayanarak Pentagon’un iç soruşturmasının ABD kuvvetlerinin Minab kız okulu saldırısından “büyük olasılıkla” sorumlu olduğu sonucuna çoktan vardığını duyurdu. Reuters ayrıca yıkılan Şecaretü’t-Tayyibe Okulu ile çevresindeki hasarlı yapıları gösteren açıklamalı uydu fotoğraflarını yayımladı; haberde okulun, ABD’nin hedef listelerinde yer alan Devrim Muhafızları’na bağlı bir tesise yakın konumda bulunduğu vurgulandı.
  • CBS News, Minab’dan yaptığı yayında kurbanlar için düzenlenen toplu cenaze törenlerini aktararak İran hükümetinin Şecaretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na yönelik saldırıda 170’i aşkın insanın öldürüldüğüne ilişkin açıklamalarına yer verdi. CBS News, saldırının sabah dersleri sırasında yapıldığına, okulun çocuklarla dolu olduğuna ve geniş çaplı ABD-İsrail saldırıları sırasında yakınındaki bir hastanenin de vurulduğuna dikkat çekti.
  • Al Jazeera, analistlerden alıntılar yaparak yayımladığı soruşturma raporunda kız okulunun kasten hedef alındığını ya da en azından açıkça sivil niteliğine rağmen pervasızca vurulduğunu değerlendirdi. Al Jazeera, bunu savaşın en ölümcül saldırısı olarak nitelendirdi: yaklaşık 165 kız öğrenci ve okul çalışanı öldürülmüş, çok daha fazlası çöken binanın altında kalmıştı.

Cumartesi günü gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Trump, okula yönelik saldırıdan İran’ı sorumlu tutarak “benim görüşüme göre, gördüklerime bakılırsa, bunu İran yaptı,” dedi. Trump, iddiasını destekler nitelikte hiçbir kanıt sunmadı.

ABD’nin okulu vurduğuna dair kanıtlar birikmeye devam ederken Trump pazartesi öğleden sonraki basın toplantısında inkâr tutumundan vazgeçmeyerek şunları söyledi: “Dünyanın en güçlü silahlarından biri olan Tomahawk, bilirsiniz, başka ülkelere de satılıyor ve bu ülkeler tarafından da kullanılıyor.” Trump ardından İran’ın “ayrıca bazı Tomahawk’lara sahip olduğunu” ileri sürdü ve bir soruşturma yürütüldüğünü ekleyerek “o raporla yaşamaya hazırım,” dedi.

ABD yetkilileri, Minab yakınlarındaki İDMO tesisleri de dahil olmak üzere güney İran’ın önceden planlanmış saldırıların ilk hedefleri arasında yer aldığını ve bu saldırılarda Tomahawk kullanıldığını kabul ettiler. Nesnel bir değerlendirmeyle bakıldığında, okulun varlığından tamamen haberdarken, okul saatleri içinde, yakınlardaki bir askeri hedefe saldırarak, açıkça işaretlenmiş faal bir kız ilkokulunun yıkılması, failler tarafından “kasıtlı” veya “kazara” olarak nitelendirilip nitelendirilmediğine bakılmaksızın, uluslararası insancıl hukuk kapsamında bir savaş suçudur.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD hükümetinin hedefinin İranlıları öldürmek olduğunu defalarca dile getirmiştir. Pazar günü yayımlanan “60 Minutes” röportajında Hegseth, İran’ın “koşulsuz teslim” olmasını isteyerek ABD’nin “kazanmak için savaştığını” ve İran “savaşamaz hale gelip başka seçeneği kalmayıncaya” dek saldırıları sürdüreceğini açıkladı.

CBS’de çalışan gazeteci Major Garrett’ın, ABD’nin okul saldırısındaki rolüne ilişkin herhangi bir sonuca ulaşıp ulaşmadığını sorması üzerine Hegseth yanıt vermekten kaçındı ve yalnızca şunu söyledi: “Şu an endişelenmesi gerekenler, yaşayacaklarını sananlar, yani İranlılardır.”

Minab’daki katliam, “trajik bir olay” değil; İran’ın sivil halkına yönelik terör harekâtının bir parçasıdır. İran yetkilileri ve bağımsız izleme kuruluşları, başka okul, hastane, konut ve kentsel alanların da ABD-İsrail bombardımanında defalarca hedef alındığını bildiriyorlar.

İnsan hakları kuruluşları, savaşın ilk günlerinde en az 1.600 İranlının hayatını kaybettiğini tahmin ederken, ölenlerin büyük çoğunluğu sivillerden oluşuyor; çok sayıda kadın ve çocuk da kayıplar arasında yer alıyor.

Bandar Abbas’taki bir hastanenin çocuk servisinden işçi sınıfı mahallelerindeki apartman binalarına uzanan sivil hedeflere yönelik saldırılar aynı askeri mantığı izliyor: Büyük kayıplara yol açacağı bilinerek, yoğun nüfuslu bölgelerin içinde ya da yakınında bulunan hedeflere karşı ağır hasar veren mühimmatların kullanılması.

Minab katliamı, İsrail’in Gazze’de 30 ayı bulan soykırımı sırasında yapılmıştır. Bu soykırım ABD’nin doğrudan askeri, mali ve diplomatik desteğiyle sürdürülmektedir. İsrail, 2023’ün sonlarından bu yana Gazze’deki evleri, okulları, üniversiteleri, hastaneleri, mülteci kamplarını ve temel altyapıyı sistematik biçimde tahrip ederek on binlerce Filistinliyi katletmiş ve bölgeyi yaşanmaz hâle getirmiştir.

Önde gelen İsrailli siyasetçiler tarafından açıkça soykırımcı bir dille meşrulaştırılan bu harekât; stratejik ve demografik hedefler doğrultusunda toprağı ele geçirmeyi ve Filistin halkının direnişini kırmayı amaçlayan kasıtlı bir toplu katliam politikasının ürünüdür. Şimdi aynı yöntemler İran’da da uygulanıyor. Amaç; halkı terörize etmek, ülkenin yöneticilerini öldürmek ve İran’ı Washington ile Wall Street’in buyruklarına boyun eğecek bir yeni sömürge haline getirmektir.

Loading